|

2003 - İstanbul
|
MERHABA,
Sitenin asıl amacı kendi ürettiklerimi
sizinle paylaşmaktır. Çalışmalarım temel olarak iki bölümden
oluşuyor, ilki resim sanatının bilinen teknikleri kullanılarak
yapılan çalışmalardır. Bu resimlerde bilgisayarın katkısı
yalnızca resimlerin taranmasında, iyi olmayan fotoğrafların düzeltilmesinde
ve çerçeve eklenmesinde olmuştur. Diğer bölüm ise bilgisayar
yardımı ile yaptığım çalışmalardır. Bilgisayar yardımıyla
yapılan resmi, klasik resim sanatıyla karşılaştırmak bana doğru
gelmiyor, kendi alanlarında değerlendirilmelidir. Sonuçta
bilgisayarla resim yapmak, malzemesi farklı bir tekniktir. İşin
özü sizin elinizdeki malzemeyi sanat haline getirip getirmediğinizdir.
Kolaj, serigrafi, gravür gibi teknikler birbirinden çok farklıdır,
fakat ne bu tekniklerle yapılanlar sanatın dışındadır, ne de
her kullanıldıklarında kendiliğinden ortaya sanat eseri çıkar.
Kullanılan her malzemenin kendine göre zorlukları da var kullanıcıya
kolaylıklar sağlayan yönleri de. Sizlere sunduğum dijital
resimlerin çoğu, klasik resim teknikleriyle yaptığım çalışmalara,
çeşitli efektlerin uygulanmasıyla oluşturulmuştur. Bir kısım
çalışma ise 3B(3D) olarak kısaltılan üç boyutlu veya fotoğraf
işlemeye yönelik grafik programların birlikte kullanılmasıyla
yapılmıştır. Dijital resim işlemeye yönelik pek çok programın
deneme sürümleri bu tür çalışmalar için yeterli, hatta Gimp
adlı grafik programı, hem Windows hem de Linux altında çalışabilen
ücretsiz ve iyi bir programdır. Ancak gelişmiş 3B programlar
ne yazık ki oldukça fazla sınırlama getiriyorlar. Bu yüzden
modelleme bölümünün kapsamını genişletmem yakın zamanda
pek mümkün olmayacak. Program üreticilerinin, bu alanda
nitelikli ürünler verebilecek insanların kazanılması için,
öğrenme sürecinde kullanabilecekleri programların kapsamlarını
daha geniş tutmalarını diliyorum.
Sitenin içeriğinin resim olması
nedeniyle, sayfanın hızlı yüklenmesinden önce görünüm
kalitesinin daha önemli olduğunu düşünerek, resim biçimlendirmesinde
çok fazla sıkıştırma yapmadım. Resmi küçültmek veya çok
sıkıştırmak oldukça fazla ayrıntıyı yok ediyor. Resimlerin
izinsiz kullanılmasın engellemek için çok küçük boyutlarda
yayınlamak da bana doğru gelmiyor, doyurucu bir kalitede yayınlamadıktan
sonra bir resim sitesi açmanın anlamı kalmıyor.
Sitede yer alan resimler izin almadan
kullanılamaz. Satılan resimlerin telif hakları, alan kişi veya kurumlara ait olduğundan, bu resimler hakkında herhangi bir talepte bulunulmamasını rica ediyorum.
Hakan Şimşek -İstanbul
|
|
BİYOGRAFİ:
1967 yılında doğdu. 1987-1990 yılları arasında İ.Ü bünyesinde ressam Gülseren Südor'un derslerini takip etti. 1990 yılında İ.Ü. Resim Kulübü'nü Ergin
Bilgin ile birlikte kurdu. Burada ressam Erol Deneç ve Feride Binicioğlu ile birlikte
çalıştı, aynı dönem Remzi Köklü yönetimindeki Mizah Müzesi Baskı Atölyesi'nde özgün baskı üzerine çalışmalarını sürdürdü. Arada
derede 10 kadar karma resim ve özgün baskı sergisine katıldı, 1996 yılında Atatürk Kitaplığı'nda ilk kişisel sergisini açtı. Pekçok ressam gibi hiç onaylamasa da ara sıra yarışmalara katıldı, sergilenme ve ödüle layık görüldüğü de oldu görülmediği de. Buradaki kıstasa inanmadığı için kaybettiğinde de kazandığında da sanatsal olarak kendine bir pay çıkarmayı doğru bulmadı. Bir başka sanat dalı yarışmasında, örneğin kazanan şarkının veya filmin sanatçının elinden alındığına şahit olmadığı için, resim yarışmalarında ödül verildikten sonra resmin niye ressamdan alındığına anlam
veremedi. Yarışmaları, fiyatını düzenleyici kurumun belirlediği seçmeli bir satın alma yöntemi olarak gördü. Bir üslubum olmazsa resim piyasasında adımı duyuramam kaygısıyla iki aylıkken zorla bir üslup yaratmaya çalışmadı, bunun zamanla olacağını veya olmayabileceğini düşündüğü için resmi hep bir öğrenme süreci olarak gördü ve denemeler yaptı. Çok değişik alanlara ilgi duyduğu için resimlerinin de birbirinden çok farklı anlatım biçimleri oldu. Resimde dehaya inanmadı,
resmin tanımını yapmaya da hiç çalışmadı. Yer yer figüratifmiş izlenimi veren sembollerin sunduğu diyalektikten doğan dinamizmin, fırçanın tuvaldeki devingen serüveniyle buluştuğu noktada
bambaşka bir varoluşun yaratıldığını görüyoruz türünden resim yazılarını, o da pekçok kişiyle birlikte anlamakta güçlük çekti ve yine pekçok kişi gibi o da güldü. |
|
ÇAĞRI:
Bildiğiniz gibi Türkiye'de orijinal resim alımına ilişkin talebin fazla olmaması, ressamların yalnızca resim yaparak yaşamalarını zorlaştırmaktadır. Resim, ülkemizde bir avuç insanın özverisiyle ayakta durmaktadır. Ressamların türlü zorluklarla ürettikleri resimlerin, galerilerde ücretsiz olarak sergilenmesi konusu bugüne kadar hiç dillendirildi mi bilmiyorum, ben duymadım. Bana göre, bu kadar emek verilen eserlerin asıllarını görmenin az da olsa bir bedeli olması gerekir. Sinema filminin kendisini almak için değil yalnızca izlemek için para ödüyoruz, bir şarkının tüm haklarını almak için değil dinlemek için para ödüyoruz, tiyatro oyunlarını yanımızda alıp götürmüyoruz, onları da izlemek için para ödüyoruz. Ücretsiz olduğunu düşündüğümüz televizyon veya radyo yayınlarındaki eserleri izlemenin karşılığını da aralardaki reklamları izleyerek ve dinleyerek ödüyoruz. Daha güzel bir manzarası olan bir yerde çay içmek için bile çaya fazladan para ödüyoruz. Satışa yönelik ürünlerin sergilenmesinin ücretsiz olması gerektiği normal şartlarda söylenebilir, ancak resmi yalnızca ticari bir meta olarak görmek doğru olmadığı gibi, pek çok ressamın tek bir resim bile satamadan sergi topladığı bir ülkede yaşadığımızı da unutmamak gerekir. Ressamlar, her ne kadar bazı kurumların sağladığı sergi salonlarını ücretsiz olarak kullanabilseler de, bu tür kurumların satışa yönelik bir çaba göstermemesinden dolayı çoğunlukla resim satışı olmuyor ve ressam emeği için karşılık bulamadığından üretemez hale geliyor. Bu yüzden ressamlar ikinci veya tamamen başka bir işe yöneliyor ve sonuç olarak resim üretilemediği gibi, ressamlar artık ressam olma vasfını da ister istemez yitiriyor.
Yanlış anlaşılmasın, ne diye kültürel faaliyet yapılmıyor, herkes gelip para verip resimlere baksın demiyorum. Eğer insanlar için resim eserlerinin asıllarını görmek bir ihtiyaç ise, bu eserleri üreten insanlara bir bedel ödemeleri gerekir diyorum. Eğer ihtiyaç değilse veya ortada 1-2 milyon lira bedeli bile vermeye değecek bir şey söz konusu değilse, ücretsiz de olsa sergi açmanın pek anlamı kalmıyor. Bugüne kadar tek taraflı olarak sunulan bu hizmeti veren ressamlara, destek akçesi olarak değil, sundukları estetik değerin karşılığının verilmesi gerektiğini söylüyorum. Bugüne kadar veya başka ülkelerde böyle yapılmamış olması, bu fikrin yanlış olduğunu göstermiyor. Özellikle ücretsiz galeri hizmeti veren resmi ve özel kurumların, sergilerden belirli bir ücret almaya başlamasıyla, ressamlar hiç olmazsa sergi masrafını düşünmeyecek hale gelecektir.
Bu çağrı bir şikayet değildir, ülkenin hali neyse ressamların hali de odur, ancak korkarım ülkenin hali iyi olduğunda da ressamlarımızın hali pek değişmeyecek. Umarım zahmet etmeden görülebilecek bir iki örneğe bakarak ressamlarımızın yaşam biçimi ve "Türk Resim Sanatı" için fikir yürütülmez.
|

|